Blog

ayrilik-kaygisi-nedir

Ayrılık Kaygısı Bozukluğu Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Ayrılık kaygısı bozukluğu, bebek ve çocuklarda görülen psikolojik bir kaygı durumudur. Özellikle bebeklerde belirli dönemlerde ortaya çıkmaktadır. Dünyayı bakım vereni ile anlamlandıran ve güvende hisseden bebeğin zaman içerisinde davranışlarında değişim meydana gelebilir. Başta bakım vereni olan anne ve babaya karşı bu duyguyu yaşamaktadır.

Güven içerisinde yaşamak insanların küçük yaşlardan itibaren bir ihtiyacıdır. Ancak henüz yaşını bile doldurmamış bebeklerde bilişsel ve duygusal anlamda bazı çarpık düşünceler oluşmaktadır. Kendisinin güvende olmasını sağlayan bakım vereninden uzaklaştığı vakitlerde kaygı ve depresif hareketler görülür. Oluşan bu durumun fark edilerek, sürecin sağlıklı atlatılması sağlanmalıdır.

Ayrılık Kaygısı Nedir?

DSM-5 el kitabında ayrılık kaygısı; bebeğin ve çocuğun, bakımını üstlenen kişi ile uzaklaştığında onu tamamen kaybetme düşüncesine kapılması şeklinde açıklandığı görülür. Oluşan bu kaybetme düşüncesine; yoğun üzüntü, kaygı ve acı eşlik etmektedir. Anne, baba ya da bakıcı, babaanne/anneanneye karşı bahsedilen duygu ve düşünceler yaşanmaktadır.

Bebeklik döneminde sık görülmekle birlikte çocuklarda da ortaya çıkabilen bir durumdur. Bakım veren kişi, bebekten uzaklaştığı durumlarda ortaya olumsuz duygular çıkacaktır. İşe gitme, bebekten anlık ayrılarak ev işini yapma gibi anlarda yaşanabilir. Bebeğin sürekli temas ve birliktelik istemesi de olumsuz duyguların sonrasında görülebilmektedir.

Ayrılık Anksiyetesi

Yetişkinlerde Ayrılık Kaygısı Bozukluğu Nedir?

Normal şartlarda ayrılık kaygısı oluşması beklenen bir durumdur. Ancak fark edilmez ve süreç sağlıklı atlatılmaz ise durumun yetişkinlik döneminde de etkileri görülmektedir. Yetişkin bir birey çevresindeki ve çekirdek ailesine karşı kaybetme duygusu yaşayabilir. Oluşan bu kaybetme duygusu ilerleyen yaşlarda yaygın kaygı bozukluğu sebebi olarak görülebilir.

Geçmiş yıllarda yetişkinlerde ayrılma kaygısı bozukluğu tanısı koyulmuyor sadece bebek ve çocuklara özgü görülüyordu. Ancak yapılan araştırmalar yetişkinlerde de bu tarz durumların görülebildiği yönündedir. Özellikle herhangi bir sebep olmaksızın bireyin sevdiği kişileri kaybetmeye yönelik tasalanması ve bununla ilgili düşüncelere kapılması tanı alması için yeterli görülebilmektedir.

Bebeklerde Ayrılık Kaygısı Belirtileri Neler?

Belirtiler genellikle benzerlik gösterse de bahsedilen tüm belirtilerin aynı anda görülmesi gerekmez. Kimi durumlarda birkaç belirtinin var olması ve belirli süre zarfında görülmesi tanı almak için yeterlidir. Tanı kitabı DSM-5 üzerinde ayrılma kaygısı belirtileri arasında şunlar bulunmaktadır:

  • Evinden ya da bağlandığı kişiden ayrılınca aşırı tasalanma,
  • Bağlandığı kişilerin başına ölüm, hastalık, kaza gibi durumların geleceğini düşünerek tasalanma,
  • Bağlandığı kişilerden ayrılmaya neden olacak; kaza, kaçırılma, kaybolma ile ilgili olarak sürekli tasalanma,
  • Yaşanan korkudan dolayı işe, okula ya da herhangi bir yere gitmek istememe,
  • Evinden ve bağlandığı kişiden ayrı kalma düşüncesine dayanamama,
  • Bağlandığı kişi olmadan uykuya dalma konusunda isteksiz olma,
  • Ayrılma konusunu temel alan karabasanlar görme,
  • Bağlandığı kişiden ayrılınca bedensel olarak; mide bulantısı, mide ve baş ağrısı gibi durumlarla karşılaşma.

Belirtiler bebeklerde ve çocuklarda en az dört hafta görülmektedir. Toplumsal açıdan özellikle ilkokul dönemindeki çocuklarda problemler yaratacak, işlevselliği düşürecektir.

Yetişkinlerde Ayrılık Kaygısı Belirtileri Nasıl Ortaya Çıkar?

Bebeklerde ayrılık kaygısı belirtileri ile yetişkinlerde görülen belirtiler benzerlik göstermektedir. Yetişkinlerde ayrılma kaygısı semptomları:

  • Bağlandığı, sevdiği kişiden ayrılma düşüncesine bağlı olarak kabuslar görme,
  • Kendi kendine sebep olmaksızın sevdiği kişiyi kaybettiğine yönelik senaryolar üretme (Hastalanması, ölmesi, cenazesini düşünmesi vs.)
  • Uzak ve ayrılma durumlarına karşı olarak sürekli tasalanma,
  • Uyku ve yeme problemlerinin kaygıya bağlanma olarak ortaya çıkması,
  • Günlük olağan işlerin var olan bu tasalanmaya bağlı olarak işlevsizleşmesi bulunmaktadır.

Yetişkinlerde bebeklerden farklı olarak ekstra olumsuz durumların imgeleştirilmesi bulunmaktadır. Tetikleyici bir unsur meydana geldiğinde yetişkin sevdiği kişi hakkında olumsuz hayaller kurar. Örneğin; kurtarılamaz bir hastalığa yakalanması, kazaya karışması durumunda sevdiği kişinin cenaze törenini dahi düşünerek kaygı seviyesini arttırmaktadır. Bireyin tanı alabilmesi için en az altı ay semptomların görülmesi gerekir.

Bebeklerde Ayrılık Kaygısı ve Uyku İlişkisi Nasıl?

Bebeklerde ayrılma kaygısı bozukluğu belirtileri yetişkinlere göre kısıtlı semptomlarla ortaya çıkar. Kendini dilsel yönden tam olarak ifade edemediği için davranışlarında değişiklik meydana gelir. En büyük davranış değişikliğinden birisi de uyku bozuklukları olarak ortaya çıkmaktadır. Uyku bozukluğu iki türlü gözükebilmektedir.

İlk durumda bebeğin bakım vereni olmadan uykuya dalmaması söz konusudur. Bebekler anne ya da babalarının koku ve sesini diğerlerinden ayırt eder. Özellikle kendini yatıştıracak ve güvende hissettirecek bakım vereni olmadığında uykuya dalmakta zorluklar yaşanır. Yaşanan bu durum neticesinde uzun süreli olmayan uyku periyotları meydana gelir.

İkinci durumda ise normal şartlarda kesintisiz uyku periyoduna sahip olan bebeğin kesikli uykulara dönmesi söz konusudur. Sürekli yaşanan kaygıya bağlı olarak uykusundan sıçrayarak uyanması, kısa süreli uykular yaşaması mümkündür. Yalnız bahsedilen bu durum ihtiyaçlara bağlı olarak farklı sebeplere de dayanabilmektedir. Bu yüzden ayrılma kaygısı tanısı koymak için yeterli değildir.

Ayrılık Kaygısı Ne Zaman Başlar?

Ebeveynler tarafından ayrılma kaygısı bozukluğu belirtileri görüldüğünde ani ve yüksek tepkiler verilmemelidir. Çünkü ayrılmaya yönelik kaygılar belirli dönemlerde oldukça normal görülmektedir. 6-8 aydan itibaren görülen bu tarz kaygılar oldukça olağandır. 18 ay bebeklerde ayrılık kaygısı anormal karşılanmamalıdır.

Uzmanlar tarafından 3 yaş ayrılık kaygısı en son dönemde normal görülen bir durumdur. Artık bu yaştan itibaren hala bebekte belirtiler söz konusuysa ortaya istenmeyen davranışların çıktığı görülmektedir. Normal şartlarda, bebeğin 3 yaşından itibaren sosyalleşmesi ve kaygısını azaltması gerekir. Fakat azalma söz konusu değilse bir uzmandan yardım almak gerekir.

2 Yaş Ayrılık Kaygısı Karşısına Ne Yapmalı?

İki yaşında gözlenen belirtilerin normal olmasından dolayı öncelikle bakım veren kişinin sakin olması gerekmektedir. Bebeğe karşı kendisi de kaygılarını yansıtırsa kontrol edilemez bir durum ortaya çıkar. 6 ay -3 yaş arası görülen durumlar karşısında:

  • Bebekle iletişim halinde olunmalıdır.
  • Kaygı yaratan durumlara bilerek ve isteyerek tetiklenmemelidir.
  • Ayrı kalma olasılığı söz konusuysa geri geleceğinin sinyali verilmelidir.
  • Yalana başvurulmamalıdır. (Yarım saatlik iş için hemen geleceğim denilmemeli.)
  • Duygular küçümsenmemeli, empati yapılmalıdır.
  • Mümkünse uzun süreli yalnız bırakılmamalıdır.
  • Sosyalleşmesi sağlanarak duygusunu azaltması için sabredilmelidir.
  • Büyük değişimlerden uzak durulmasında fayda vardır. (Ev değişimi, kreş değişimi vs.)
  • Bebekle sürekli dip dibe durulmamalı ancak tamamen bağlantı da kesilmemelidir.

Ayrılık Kaygısı Bozukluğu Ne Kadar Sürer?

Ayrılmaya yönelik doğal tepkiler genellikle 6 aydan itibaren görülen ve 3 yaşa kadar süren bir süreçtir. Ortalama olarak 2,5 yıl kadar görülmesi doğal karşılanır. Bebeğin 3 yaşından sonra gösterdiği davranışlar ayrılık kaygısı bozukluğu belirtileri olarak geçecektir. Altı aydan uzun süre yaşanıyorsa tanı alması uygun görülmektedir. Durum yetişkinliğe kadar müdahale edilmezse ilerleyebilir.

Bebeklerde Ayrılık Kaygısı Hangi Alanları Etkiler?

Her psikolojik rahatsızlıkta olduğu gibi ayrılmaya yönelik olumsuz duygu ve düşüncelerde davranışlar semptomların görülmesine neden olmaktadır. Genellikle ilk olarak uyku ve yeme bozuklukları eşlik edecektir. Bebek ya da çocuk eskiye nazaran daha az ihtiyaçlarını karşılayabilir bir duruma geçmektedir.

Özellikle çocuklarda ayrılık kaygısı bozukluğu sosyal ortama doğrudan etki edecektir. İlkokul dönemine başladığında diğer çocuklara göre anne ve babadan ayrılmakta daha büyük zorluk çekebilir. Yine okula gittiği durumlarda da öğretmenine karşı ekstra duygu besleyerek eve gitmek de problem yaşanabilmektedir. Dersine odaklanmama, sosyalleşememe gibi durumlar ortaya çıkmaktadır.

Ayrılma Kaygısı Bozukluğu Tedavisi Nasıl Gerçekleşir?

Ayrılma kaygısının görüldüğü kişinin durumu, yaşına bağlı olarak yöntemler değişiklik gösterecektir. Bebeklerde ve çocuklarda ayrılık kaygısı tedavisi için uzman bir isme ihtiyaç duyulur. Psikolojik Danışman, Psikolog ve gerekli görülürse Çocuk Psikiyatrları müdahale etmelidir. Tedavi yöntemlerine uzmanlar eşliğinde karar verilmektedir.

Oyun Terapisi: Küçük yaşta görülen durumlarda genellikle duygu ve düşünceleri açığa çıkarmak adına oyun terapisinden yararlanılmaktadır. Oyun terapisi, özellikle çocukların dünyasına inme konusunda etkili bir ekoldür. Uygulama sırasında çocuk kendini rahat bir ortamda ifade ederek duyguları açığa çıkarılır. Yine gerekli durumlarda oyuncak ve oyunlar sayesinde iyileşme görülebilir.

Bilişsel Davranışçı Terapi: Yetişkinlerde ayrılık kaygısı tedavisi için bilişsel yani düşüncelerin değişmesi gerekir. Düşünceye bağlı olarak çarpıtmalar bu noktada sık görülmektedir. Kanıtı olmayan düşünceler hayal ile birleşerek ileri düzeye varmaktadır. BDT ile yetişkinin çarpık düşünceleri ortaya çıkarılarak davranışında ve duygularında değişim hedeflenmektedir.

Psikanaliz: Sigmund Freud tarafından geliştirilen terapi de ilk 6 yıl büyük önem taşımaktadır. Bahsedilen bu rahatsızlığın ortaya çıkma süreci de ilk altı yılı kapsadığından tercih edilmektedir. Terapiye uygun uygulamalar ile yetişkinlerdeki ayrılık kaygısı bozukluğu üzerine ortak bir çalışma sergilenmektedir.

İlaç Tedavisi: Gündelik yaşamın işlevselliğinde ciddi bir bozulma söz konusuysa Psikiyatr aracılığıyla ilaç tedavisine başlanabilmektedir. Özellikle kaygının kontrol altına alınması, uyku düzeninin oluşturulmasında etkilidir. Yalnız ilaç tek başına bir tedavi yöntemi değildir. Psikoterapiler ile asıl sorunun ortadan kaldırılması şarttır.

Ayrılık Kaygısı Bozukluğu Kitap Okuma ile Düzelir mi?

Günümüzde bebeklerde ayrılık kaygısı kitabı örnekleri çok sayıda bulunmaktadır. İlk defa anne ve baba olacak bireyler için bu tarz kitaplar işe yarayabilmektedir. Fakat bahsedilen kitapların ayrılık kaygısı tedavisi sırasında kullanılması mümkün değildir. Sadece olası gelişimsel dönem içerisinde görülebilecek davranışlar konusunda bilgi verici niteliği taşımaktadır.

Yetişkinlerde Ayrılık Kaygısı Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Psikoterapi uzunlukları hakkında net bir bilgi vermek oldukça zordur. Ayrılık kaygısı bozukluğu tedavi süresi kişiden kişiye değişiklik gösterecektir. Çünkü; uzmanın tercih edeceği ekol, danışanın/hastanın katılım oranı, ortak çalışma ve güven duygusu gibi sebeplere bağlı olarak süreç kendini belirler. Ortalama olarak 6-12 seans içerisinde ilk iyileşme belirtilerinin gözlemlenmesi beklenir.

Terapiler ile Ayrılık Kaygısı Kesin Atlatılır mı?

Ayrılık kaygısı terapisi danışan ve danışman arasında geçen özel bir durumdur. Söz konusu hangi sebep olursa olsun terapi sürecinin sonunda kesin bir tedavi sonucu alınacağının garantisi verilmemektedir.

Olumlu sonuçlar alabilmek adına güven duygusunun gelişmesi, danışanın kendi iyi açması ve ifade etmesi gerekir. Danışman tarafından belirtilen yönergelere uymak da gerekir. Ayrıca bilinmelidir ki, danışmanlar sihirli değnek taşımazlar. Kısa sürede değil; sabırla ve ortak bir paylaşımla olumlu sonuçlar alabilme olasılığı giderek artacaktır.

Bu gönderiyi paylaş

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.


Ücretsiz Ön Görüşme İçin Ara