Cinsel aktiviteler sırasında kişilerin tatmin olmalarına engel olan durumların tümüne cinsel işlev bozuklukları adı verilmektedir. Cinsel aktivite, 4 temel döngüden meydana gelmektedir. İstekten başlayarak çözülme sürecinde son bulan bu döngünün herhangi bir aşamasında yaşanan sorunlar, cinsel işlev bozukluğu olarak değerlendirilmektedir. Bazı kişilerde birden fazla aşamada sorun yaşandığı da görülmektedir.

Cinsel işlev bozuklukları hakkında yapılan araştırmalar, kadınların ½ oranında bu sorunu yaşadıklarını ortaya çıkarmıştır. Erkek nüfusunda ise bu oran ⅓ olarak tespit edilmiştir. Cinsel işlev bozuklukları toplumda yaygın olarak görülse de birçok kişi, bu sorunu dillendirmekten ve yardım almaktan kaçınmaktadır. Ancak doğru bir tedavi planlaması ile bu sorunun tedavi edilmesi ve cinsel aktivitelerin tekrardan tatmin edici şekilde sürdürülmesi mümkün hale gelmektedir.

Cinsel işlev bozuklukları, kadınlarda ve erkeklerde farklı şekillerde ele alınmaktadır. Aynı zamanda bu durumun sebepleri, fizyolojik ve psikolojik olarak iki farklı grupta değerlendirilmektedir. Terapi Destek Psikolojik Danışmanlık bünyesi dahilinde, kişilerin cinsel aktivite bozukluğu yaşamasına yol açan nedenlerin teşhisi ve tedavisi hizmetleri sunulmaktadır.

Cinsel İşlev Bozukluğu Sebepleri

Kişilerde cinsel işlev bozukluğu görülmesinin birçok farklı sebebi bulunmaktadır. Ancak bu sebepler, temelde 2 farklı kategoride değerlendirilmektedir. Bu kategoriler ise kısaca şu şekilde açıklanabilmektedir:

  • Fizyolojik Sebepler: Kişilerde görülen hormonal ya da anatomik bozukluklar gibi sağlık sorunlarını kapsamaktadır. En sık karşılaşılan durumlar ise;
    • Testosteron ve östrojen seviyelerinin düşük olması,
    • Damar sertleşmesi başta olmak üzere damar sağlığını bozan hastalıkların görülmesi,
    • Yüksek tansiyon ilaçları ve antidepresanlar gibi ilaç gruplarının kullanılıyor olması,
    • Kişilerin tıbbi geçmişinde inme ya da sinir deformasyonu gibi sağlık sorunlarının görülmesi,
    • Uyuşturucu madde, alkol ve sigara ürünlerinin kullanılmasıdır.
  • Psikolojik Sebepler: Kişilerde, fizyolojik etmenlerden bağımsız olarak ortaya çıkan cinsel işlev bozukluklarını kapsamaktadır. Günümüzde en sık görülen psikolojik sebepler ise;
    • Kişilerin cinsel performansları hakkında kaygı hissetmeleri,
    • Partnerler arasında iletişimin azalması,
    • İlişkide sorunların yaşanması,
    • Kişilerin cinsel travma yaşamış olmaları,
    • Kişilerin depresyon ve benzeri süreçlerde olmaları,
    • Kişilerin ilişki sırasında herhangi bir sebepten ötürü kendilerini suçlu hissetmeleri,
    • Günlük yaşamın herhangi bir alanında endişe ve stres duyulmasıdır.

Cinsel işlev bozukluğuna yol açan sebep ne olursa olsun, Terapi Destek Psikolojik Danışmanlık bünyesinde verilen hizmetler ile bu sorunu çözüme kavuşturmak mümkün olmaktadır.

Cinsel İşlev Bozukluklarının Tedavi Yöntemleri

Cinsel işlev bozukluklarına yol açan etmenler belirlendikten sonrasında, kişiler için en uygun olan tedavi seçeneğini belirlemek mümkün hale gelmektedir. En etkili tedavi seçenekleri ise şu şekildedir:

  • Psikolojik Danışmanlık Hizmetleri: Kişilerin, alanında uzman terapistler ile görüşmeleri ve danışmanlık hizmetleri almaları en önemli adımlardan biridir. Özellikle stres, kaygı, performans endişesi, ilişki sorunları ve cinsel travmalar gibi sorunlar karşısında mutlaka profesyonel destek alınmalıdır.
  • Hormon ve İlaç Tedavileri: Kişide teşhis edilen hormonal bozuklukların giderilmesi amacı ile uygulanan tüm tedavileri kapsamaktadır. Aynı zamanda antidepresan kullanımı ile isteksizlik sorunu da giderilmektedir.
  • Uyarılma ve Rahatlama Teknikleri: Kişilerin cinsel istek ve hazlarını artırmaları için uygulanan tüm adımları kapsamaktadır. Bu süreç; çiftlerin kendi bedenlerini tanımaları, uyarıcı buldukları eylemleri partnerleri ile paylaşmaları, cinsel uyarımı artıracak yöntemlerin denenmesi, ilişki öncesinde gevşeme ve rahatlama egzersizlerinin yapılması şeklinde ilerlemektedir.

Cinsel işlev bozuklukları karşısında uygulanacak yöntem, kişiler ve çiftlerin ihtiyaçlarına bağlı olarak belirlenmektedir. Bu sayede en etkili tedavi seçeneğini belirlemek mümkün olacaktır.